İŞE İADE DAVASININ KESİNLEŞMESİ SONUCUNDA İŞE İADE BAŞVURUSUNDA BULUNULMASI SÜRECİNE DAİR İÇTİHATSAL SORUNLAR

Türk Hukukuna göre; işçinin iş güvencesinden yararlanabilmesi, işe iade davası ile temin edilmiştir. İşçinin iş sözleşmesinin geçersiz bir sebeple feshedildiği durumlarda, işçinin açacağı işe iade davası yoluyla işe iadesinin (işe başlatılmaması halinde ise işe başlatmama tazminatı ödenmesinin) ve geçersiz fesih nedeniyle çalışamadığı döneme ilişkin olmak üzere boşta geçen süre ücretinin talep edilmesi mümkündür. Ancak işçi, işe iade davasının kabulüne karar verilse dahi bazı sürelere ve ilgili süreler içerisinde kanunda belirtilen şekil şartlarına uygun hareket etmek zorundadır. Aksi durumda işe iade davası kabul edilmiş olsa da dava yoluyla kazanmış olduğu haklardan yararlanamayabilir. Bu anlamda, işe iade davası kabul edilen işçinin, kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde işe başlamak için işverenine başvuruda bulunmak zorunda olması yolundaki yasal düzenleme, işçinin haklarını doğrudan etkilemekte olup, yasadaki bu düzenlemenin yüksek yargının farklı daireleri tarafından tamamen farklı sonuçlara yola açabilecek şekilde farklı yorumlandığı görülmektedir.

KONU HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME, İŞ KANUNU MADDE 21/6’DA YER ALMAKTADIR:

4857 Sayılı İş Kanunu’nun, “Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları” başlıklı 21. maddesinin 6. fıkrasında, “İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur” hükmü sevk edilmiştir.

10 günlük süre hak düşürücü nitelikte olduğundan işçi, süresi içerisinde başvuruda bulunulmazsa işverence yapılan fesih geçerli bir fesih niteliği kazanır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur; bu durumda işçi boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatını talep edemez, ancak (hukuken aranan şartları mevcut ise) kıdem ve ihbar tazminatı haklarını talep edebilir.

MADDE 21/6’DAKİ HÜKÜMDE BELİRTİLEN “KESİNLEŞMİŞ MAHKEME KARARI”, İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELERE GÖRE TAYİN EDİLECEKTİR:

6100 Sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başladığı 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararların kesinleşmesine kadar 1086 Sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanması gerekeceğinden, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesine ve 6100 Sayılı HMK’nın yürürlükte olmasına rağmen 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen bir karar 1086 Sayılı Kanun hükümlerine göre temyiz ve karar düzeltme yolu açık ise karar düzeltme kanun yollarının tüketilmesi ile şekli anlamda kesin hüküm hâlini alacaktır.

6100 Sayılı HMK’nın kanun yoluna ilişkin hükümlerine tabi olan kararlar bakımından ise istinaf ve/veya temyiz kanun yollarından geçen kararlar şekli anlamda kesinleşecektir.

Bununla birlikte 1086 Sayılı Kanun döneminde açılan işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkin bir davada verilen karara karşı karar düzeltme yolu kapalıdır.

25 Ekim 2017 tarih ve 30221 sayılı RG’de yayımlanan 7036 Sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU madde 11 ile 4857 Sayılı İş Kanunu madde 20’nin son fıkrasında gerçekleştirilen değişiklik ile; “Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir” hükmü sevk edilmiş olup, yine 7036 Sayılı Kanun madde 38/a hükmüne göre anılan değişikliğin 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş, 7036 Sayılı Kanun geçici madde 1 hükmüne göre de “İlk derece mahkemeleri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir” denilmiştir.

O halde, yukarıda izah olunan değişiklik neticesinde; 01.01.2018 tarihinde önce İş Mahkemeleri tarafından verilen işe iade kararları hakkında öncelikle istinaf kanun yoluna başvurulabilecek ve istinaf mahkemesi tarafından verilen kararlar da temyiz edilebilecektir. Buna karşılık, 01.01.2018 tarihinden sonra İş Mahkemeleri tarafından verilen işe iade kararları ise sadece istinaf kanun yoluna tabi olacak, yani istinaf mahkemesinin vereceği kararların temyiz edilebilmesi mümkün olmayacaktır.

YARGITAY’IN FARKLI DAİRELERİ, 10 GÜNLÜK İŞE İADE BAŞVURUSU SÜRESİNİN BAŞLANGICI HAKKINDA FARKLI GÖRÜŞLERE SAHİPTİR:

İş davalarına bakmakla görevli Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, İş Kanunu madde 21/6’da öngörülen 10 günlük hak düşürücü sürenin başlaması için kararın kesinleşme şerhli olarak davacı işçiye tebliği gerektiği görüşündedir:

10 günlük süre kesinleşmeden değil, kesinleşmiş kararın tebliğinden itibaren başlar. İşçinin kesinleşen kararı kendi olanakları ile öğrenmesi yetmediği gibi kesinleşme de yetmemekte, kesinleşen kararın tebliğ edilmesi gerekmektedir. Zira burada yasa işçiye en geç ve şekli olarak başvuracağı süreyi düzenlemiştir.

Yasada işçinin işe iadesi için başvuru süresinin “kesinleşmiş mahkeme kararının tebliğinden” itibaren başlayacağı açıkça düzenlendiğinden, somut uyuşmazlıkta ise işçiye kesinleşmiş mahkeme kararı tebliğ edilmediğinden, davacının işe iade istemiyle davalı işverene yasal süresi içinde başvurduğu ve davalıca işe başlatılmadığı kabul edilmelidir. Mahkemece, davacının başvurusunun süresinde olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır”. (YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, 9.11.2015, E. 2014/18378 K. 2015/31595 https://www.kazanci.com.tr/)

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 21/5. maddesi gereğince işçi kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Aynı madde gereğince kesinleşme şerhi verilen mahkeme kararının işçiye tebliği zorunludur. Sadece onama ilamının tebliği kesinleşme şerhli karar tebliğ edilmediğinden geçerli değildir. Dosya içeriğine göre, kesinleşme şerhi 19.9.2014 tarihinde verilmiştir. Davacı vekilinin bu tarihte kararı tebliğ aldığına dair bir delil yoktur. Somut maddi vakıaya göre davacının süresinde başvurduğunun kabulüyle gerekirken yerinde değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir”. (YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, 23.3.2016, E. 2014/35917 K. 2016/6976 https://www.kazanci.com.tr/)

Buna karşılık, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile iş davalarına bakmakla görevli olan Yargıtay 7 ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin, aşağıda atıfta bulunduğumuz kararlarında: Kesinleşme şerhinin, beyan niteliğinde bir işlem olup, kararın kesinleşmesine imkan tanıyacak hukuki bir etkisi bulunmadığı; onama kararı neticesinde davanın kesinleşeceği ve ayrıca kesinleşme şerhinin tebliğ edilmesine gerek olmadığı yolunda görüş açıklanmıştır:

Somut olayda taraf vekillerinin yüzüne karşı okunan karar taraflarca temyiz edilmediği ve davacı vekilinin gerekçeli kararı ilk defa 14.11.2007 tarihinde elden tebliğ aldığı bu tarihe göre işe iade için yaptığı 02.01.2008 tarihli başvurunun on günlük süreyi geçirdiği açıktır. Mahkemelerce gerekçeli karara yazılan kesinleşme şerhlerinin bir beyan niteliğinde olduğu kararın bir unsuru olmadığı infazı engellemeyeceği, işe iade kararları için de ayrık bir durumun bulunmadığı dikkate alınarak gerekçeli kararın davacı vekilince elden tebliğ alındıktan sonra on gün içinde işe iade isteğinde bulunması gerekirken süreyi geçirdiğinden işe iade kararı ile hüküm altına alınan tazminat ve ücrete karar verilmesi hatalı olup diğer alacaklarında bu yeni duruma göre belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozma nedenidir.” (Yargıtay 22. HD, 01.11.2012, 2012/19092 E., 2012/24055K. https://www.kazanci.com.tr/)

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin bu içtihadına ek olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından alınan kararlarda da; alınan onama kararı neticesinde davanın kesinleşeceği ve ayrıca kesinleşme şerhinin tebliğ edilmesine gerek olmadığı ortaya konmuştur:

Davacının açmış olduğu işe iade davası sonucunda verilen karar Yargıtay 9.Hukuk Dairesince 06.12.2012 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Davacı vekili 11.01.2013 tarihinde avukatlık ücreti için yapmış olduğu takibe Yargıtay onama kararını da eklemiştir. Buradan davacı tarafın en geç 11.01.2013 tarihinde işe iade davasının kesinleştiğini öğrendiği anlaşılmaktadır. İş Kanununda düzenlenen 10 günlük işe iade için başvuru süresi de bu tarihten başlar.” (Yargıtay 7. HD. 24.06.2015, 2014/17333 E., 2015/12949 K. https://www.kazanci.com.tr/)

Somut olayda davacının işe iadesine ilişkin Bakırköy 2.İş Mahkemesinin 2006/1560 E-1226 K sayılı 24.08.2006 tarihli kararı 9.HD’ce 29.01.2007 tarihinde onanmak suretiyle kesinleşmiş davacı vekilince onama ilamı 12.03.2007 tarihinde tebellüğ edilmiş 10 günlük yasal sürede davacı 15.03.2007 tarihli noter ihtarnamesi ile işe başlatılma başvurusunda bulunmuştur.(…) “ (Yargıtay HGK. 01.10.2014, 2013/22-1158 E., 2014/743 K. https://www.kazanci.com.tr/)

Buna karşılık, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin de daha yakın tarihli kararlarında, aynen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin görüşünün benimsendiği ve böylece “kesinleşme şerhinin tebliğ edilmesine gerek olmadığı” yolundaki görüşünü terk ettiği görülmektedir:

Yargıtay ilamı davacı vekiline 15.11.2012 tarihinde, kesinleşme şerhli karar ise 14.11.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili, kesinleşme şerhli kararı aldıktan sonra süresi içinde 15.11.2013 tarihli noter ihtarnamesiyle davalı … Bakanlığına işe başlatılma talebinde bulunmuş, bu ihtarname davalı çalışanına 18.11.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Somut olayda, davacının kesinleşme şerhi içeren işe iade kararının tebliğinden itibaren on günlük kanuni süre içinde işe başlamak için başvuruda bulunduğu, davalının süresinde yapılan işe başlama talebine karşın davacıyı işe davet etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda işverenin davacı tarafından talep edilen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların ödenmesinden sorumlu olacağı, davacının taleplerinin de buna göre belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir”. (YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, 28.2.2017, E. 2017/5592 K. 2017/4066)

SONUÇ:

Yukarıda emsal kararlar ışığında açıklandığı üzere; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin görüşü ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 7 ve 22. Hukuk Daireleri’nin konu hakkındaki görüşleri farklıdır: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, temelinde “işçi lehine yorum”, “işçinin korunması” ilkelerinin yattığı bir yaklaşımla, İş Kanunu madde 21/6’da işçinin, işe iade davasına dair verilen kabul kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde başvuruda bulunması şartı açısından bu sürenin, gerekçeli karar ile birlikte kesinleşme şerhinin de işçiye tebliği ile başladığını kabul etmekte; buna karşılık Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, (son dönemde görüş değiştirse de) Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise usul hukuku normlarına dayanarak, onama kararı ya da istinaf mahkemesinin kesin olarak tesis ettiği kararın işçiye tebliği neticesinde davanın kesinleşeceği ve ayrıca kesinleşme şerhinin tebliğ edilmesine gerek olmadığı yolunda görüş bildirmektedir.

Bu durumda, Yargıtay kararlarındaki bu farklılık ve Yargıtay Dairelerinin zaman içinde de görüşlerini değiştirebildikleri gerçeği karşısında; işçi açısından yaklaşıldığında, hak kayıpları yaşamamak adına kesinleşme şerhinin de tebliğini de beklemeden, Yargıtay onama kararının ya da istinaf mahkemesinin kesin olarak tesis ettiği kararın kendisine tebliğinden 10 gün içinde işe iade başvurusunda bulunması, yerinde olacaktır kanısındayım.

Av. Ömer Övünç EŞSİZ