TÜRK HUKUKUNDA MİRAS YOLUYLA TARIM ARAZİLERİNİN BÖLÜNMESİNE KARŞI GETİRİLEN DÜZENLEMELER

GİRİŞ

Tarım arazilerinin parçalanmasının önlenmesi, hem tarım sektöründeki kalite hem de tarım gelirlerinin ülke ekonomisine katkısı bakımından büyük önem taşımaktadır. Zira tarım sektöründe atılan her olumlu adım, ülke ekonomisinde de ileri yönlü ivme yaratmaktadır. Bu bilinçle atılan en önemli adımlardan biri de 2014 yılında Toprak ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda yapılan değişikliklerdir. Bu değişiklikler kapsamında asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeterli gelirli tarımsal arazi büyüklüğü kavramları tanımlanmış, belirlenen büyüklükteki tarımsal araziler üzerinde gerçekleştirilecek miras paylaşımı ve mülkiyeti devri hususunda bazı koşullar öngörülmüştür.

30.4.2014 tarihli, 6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’la birlikte, 15 Mayıs 2014 tarihinden sonra vefat eden ve geride tarım arazisi niteliğinde taşınmaz bırakan murisin mirasçılarının, murisin vefatından itibaren 1 yıl içinde, öncelikle kendi aralarında anlaşarak, anlaşamamaları halinde dava yoluyla intikal işlemlerini gerçekleştirmeleri beklenmektedir. Bu sürede mirasçılar tarım arazilerini içlerinden bir mirasçıya ya da birden fazla mirasçıya devredebilecekleri gibi, söz konusu arazilerin aile ortaklığına veya kuracakları limited şirkete, hatta 3.kişilere devrini kararlaştırmakta serbesttirler. Devir aşamasında karar verilirken, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli arazi büyüklüğü kriterlerinin dikkate alınması gerekmekte olup burada amaçlanan tarımsal arazilerin belirli bir büyüklüğün altına düşecek şekilde bölünmemesidir. Aslında bu amaç, 6537 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce de hedeflenmekle birlikte; 6537 sayılı Kanun kapsamında tarım arazilerinin bölünebileceği en küçük birimi ifade etmek üzere “yeterli gelirli tarımsal arazi büyüklüğü” kavramı (TKAKK 3/ı) ve yeterli gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün belirlenmesi açısından da bir alt sınır teşkil etmek üzere “asgarî tarımsal arazi büyüklüğü” kavramına (TKAKK 3/h) yer verilmiştir.

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 8/A maddesinde ise, tarımsal arazilerin yeterli gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün altında bölünemeyeceği ve söz konusu arazilerde pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hükme bağlanmış ve tarımsal arazilerin bu niteliğinin Bakanlık tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirileceği öngörülmüştür. Bu düzenlemeden çıkan sonuca göre, yeterli gelirli tarımsal arazide; pay ve paydaş adedinin artması mümkün olmamakla birlikte, mevcut payın bir üçüncü kişiye veya diğer bir paydaşa devrinde herhangi bir engel bulunmamaktadır.

MİRASÇILARIN TARIM ARAZİLERİNİN DEVRİ HUSUSUNDAKİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE BU YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE GETİRİLMEMESİNİN SONUÇLARI

Mirasçılar, murisin vefatından itibaren 1 yıl içersinde tarımsal arazilere ilişkin mülkiyet devri ve intikal işlemleri konusunda aralarında anlaşmaya varamazlarsa veya mirasçılardan biri yetkili sulh hukuk mahkemesi nezdinde dava açıp mahkeme kanalıyla tarım arazilerinin devrinin yapılmasını istemezse bakanlık tarafından mirasçılara 3 aylık ek süre tanımlanacaktır. Verilen ek süre sonunda da tarım arazisinin devir işlemleri tamamlanmazsa mirasçılar aleyhine dava açılabilmektedir. Bakanlık bu davaları resen açmakta olup bahse konu davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Açılan davada yetkili sulh hukuk mahkemesi hâkimi, mirasa konu tarımsal arazinin, kişisel yetenek ve durumları göz önünde tutulmak suretiyle bir ehil mirasçıya tarımsal gelir değeri üzerinden devrine, birden çok ehil mirasçı varsa, öncelikle geçimini yeter gelirli tarımsal araziden sağlayan mirasçıya devrine, birden çok ehil mirasçının miras dışı tarımsal arazileri varsa mevcut arazilerini yeter gelirli büyüklüğe ulaştırmak için bu mirasçılara devrine, ehil mirasçı yoksa en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya devrine, mirasa konu araziyi talep eden mirasçı yoksa satışına karar verebilmektedir.

Bu noktada, ehil mirasçı kavramına değinmek gerekirse, ehil mirasçı sayılma kriterleri Tarım Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre puanlandırma sistemi ile elli puan ve yukarısına sahip olan mirasçı veya mirasçılar ehil mirasçı olarak kabul edilmektedir. Değerlendirme yapılırken, mirasçının geçimini mirasa konu tarım arazisinden karşılaması, tarım dışı geliri bulunmaması, tarımsal arazileri işleyebilecek mesleki bilgi ve beceriye sahip olması, tarımsal arazinin bulunduğu yerdeki ikamet süresi, kadın olması, tarımsal araziyi işletmeye elverişli tarım makine ve aletleri bulunması olması gibi kriterler dikkate alınmaktadır.

Yeter gelirli tarımsal arazi mülkiyetinin mirasçılardan birine devredilmesinden itibaren yirmi yıl içinde bu arazilerden tamamının veya bir kısmının tarım dışı kullanım nedeniyle değerinde artış meydana gelmesi halinde; devir tarihindeki arazinin parasal değeri tarım dışı kullanım izni verilen tarihe göre yeniden hesaplanır. Bulunan değer ile arazinin tarım dışı kullanım nedeni ile oluşan yeni değeri arasındaki fark, arazinin mülkiyetini devralan mirasçı tarafından diğer mirasçılara payları oranında ödenir.

15 Mayıs 2014 tarihinden önceki ölümlerde ise mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış arazilerin devir işlemlerinin, bu Kanundan önceki kanun hükümlerine göre yapılması gerekmektedir. 5403 sayılı Kanunda değişiklik yapan 6537 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 15.05.2014 tarihinden önceki tarihli ölümlerde intikal taleplerinin elbirliği halinde mülkiyet, paylı mülkiyet veya aralarında rızai taksim olarak tescili mümkündür.

SONUÇ

Miras yoluyla tarım arazilerinin gitgide küçük parsellere bölünüyor olması, tarımda azalan verimlilik ve bu durumun ülke ekonomisinde oluşturduğu zarar dikkate alındığında, getirilen bu düzenlemelerin ne
derece önemli olduğu tartışmasızdır. Ancak getirilen düzenlemelerin yorumlanmasında yaşanan güçlükler ve gayrimenkul sektöründeki bazı kesimlerce getirilen düzenlemelerin pratik olmadığı yönündeki eleştiriler, bu kanun kapsamındaki uygulamalar açısından hukuki sorunlarla karşılaşılacağını göstermektedir. Bu sebeple, ilgililerin hak kaybı yaşamamak adına hukuki yardım almaları yararlarına olacaktır.

Av. Zühra ACAR – Av. Demet YILMAZ UTKANER